top of page

DURU

Kısa Yazı

Bu eser, tasavvufta insanın öz yolculuğunu anlatan “Hiç” kavramını merkezine alır. Görkemli altın form, dışarıdan bakıldığında kudreti ve ihtişamı çağrıştırsa da özünde yokluğu, benliğin silinişini ve hakikatte erimeyi simgeler. Çünkü gerçek büyüklük, kendini büyük görmekte değil; hiçliğini idrak edebilmektedir.

Yukarıda yükselen hat, ilahi çağrıyı ve kaynağa açılan kapıyı temsil eder. İçteki üç nokta ise beden, zihin ve ruhun tek merkezde birleşmesini; insanın parçalı hâlinden bütüne dönüşünü anlatır. Aşağıda dalga gibi yükselen çizgiler, dünyanın karmaşasını, kalabalığını ve gelip geçen gürültüsünü simgeler. Tüm bu hareketin üzerinde duran “Hiç”, sessizliğin içindeki en büyük bilgidir.

Beyaz zemin saflığı ve arınmayı, altın ise özde saklı ilahi cevheri temsil eder. İnsan dünya içinde türlü unvanlar, roller ve yükler taşır; fakat hakikate yaklaştıkça hepsini bırakır. Geriye yalnızca saf varlık kalır.

Bu eser, insanın kendini eksilterek çoğaldığını, sustukça duyduğunu ve hiç oldukça hakikate yaklaştığını söyler. Çünkü bazı kapılar, ancak benlik çıkınca açılır.

Teknik: Karışık Teknik, Tuval Üzerine, Geri Dönüşüm Malzeme
Ölçü: 70 * 100 cm
Yıl: 2026

bottom of page